İSTANBUL
İSTANBUL
1) Belgrad Ormanı
İstanbul’un Avrupa yakasında 5400 hektar kadar geniş bir alan üzerine yayılan Belgrad Ormanı; trafiği ve kalabalık nüfusuyla ünlü bu şehrin nefes almasını sağlıyor. Ormanın adı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1521 yılında, buraya yerleştirilen Belgrad halkından geliyor.
Ormanın bir yanından tarihi bentlere; diğer yol ayrımından ise Neşet Suyu Yürüyüş Parkuru’na çıkabilirsiniz. Burada temiz havayı teneffüs etmek her zaman çok keyifli ancak yaz döneminde ve hafta sonu tatillerinde ormanın çok kalabalık olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Ormanın içinde yemek yiyebileceğiniz ve kahvaltı edebileceğiniz küçük kafeler olmakla birlikte; piknik sepetinizi de yanınıza alarak sakin bir gün geçirebilirsiniz.
Belgrad Ormanı’nda keyifli zaman geçirmek için; Binbaşı Çeşmesi Mesire Alanı, Mehmet Akif Ersoy Mesire Alanı, Falih Rıfkı Atay Mesire Alanı, Fatih Çeşmesi Mesire Alanı, Neşet Suyu Mesire Alanı, Kurtkemeri Mesire Alanı ve Irmak Mesire Alanı gibi çok sayıda alternatifiniz var. Tüm bu alanlar yemyeşil bir yürüyüş rotasına dahil edilebilir
2) Atatürk Arboretumu
Belgrad Ormanı’nın güneydoğu yönünde; İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne ait olsa da halk tarafından haftanın altı günü ziyaret edilebilen Atatürk Arboretumu var. Bini aşkın bitki türüne sahip bu cennet bahçesi açık ara öne geçiyor.
Burada ağaçlar, odunsu bitkiler ve renk renk çiçekler bir araya geldiğinde ortaya adeta bir canlı bitki müzesi çıkıyor diyebiliriz. Özellikle çocuklu ailelerin burada hem eğitici hem de keyifli vakit geçirmesi mümkün.
Arboretum’a ulaşmak için; Bahçeköy’den sonra Kemerburgaz Yolu’nu takip etmeniz gerekiyor. Orman Fakültesi öğrencilerine ücretsiz olan bu doğal güzellikten her kesimden doğa meraklılarının faydalanabilmesi gerçekten de büyük şans.
3) Polonezköy Tabiat Parkı
İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan Polonezköy; 1994 yılından bu yana bir doğa parkı statüsünde bulunuyor. 3 bin hektarın üzerinde alana yayılan park; benzerleri arasında İstanbul’un en büyüğü olarak gösterilebilir.
Sabahın erken saatlerinden itibaren kalabalığa kalmadan parktaki yerinizi alabilirsiniz. Bisiklet, koşu, trekking, piknik ve doğa sporları Polonezköy ziyaretçilerinin favorileri arasında sayılıyor.
Ziyaretiniz boyunca karayemişten fundaya, gürgenden sarıçama kadar onlarca farklı bitki de size eşlik edecek. Polonezköy Tabiat Parkı kapsamındaki tesislerin içinde Sülün-Keklik Üretme İstasyonu ve Geyik-Karaca Üretme İstasyonu da var.
4) Mihrabat Korusu
Tabiat parkı statüsündeki Mihrabat Korusu; ismini Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından yaptırılan Mihrabat Kasrı’ndan alıyor. 20 hektarlık alana yayılan yeşil alan; Kanlıca Beykoz adresinde konumlanıyor.
Burası düğün, toplantı ya da konser gibi etkinliklere açık. Çok çeşitli kuş türlerini rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz ağaçlık alanda sevdiklerinizle güzel bir yemek yemek isterseniz burada bir de kır restoranı mevcut.
Buraya dilerseniz Kanlıca yönünden sahilden dilerseniz de TEM bağlantı yolu Kavacık Tekke mevkiini kullanarak ulaşabilirsiniz. Kanlıca’ya bu kadar yaklaşmışken semtin ünlü yoğurdundan yemeyi de ihmal etmeyin.
5) Emirgan Korusu
Özellikle her yıl Nisan ayında düzenlenen ve İstanbul’da düzenlenen festivaller içinde en güzeli sayılan İstanbul Lale Festivali sırasında, mutlaka gezilip görülmesi gereken bir mekan var sırada: Emirgan Korusu.
Emirgan Korusu; Pembe Köşk, Sarı Köşk ve Beyaz Köşk olmak üzere üç yapıdan ve son derece geniş bir açık alandan oluşuyor. Burada kahvaltı yapmak, güne başlamak için tercih edebileceğiniz en güzel yollardan biri.
Emirgan Korusu’na ulaşmak için Beşiktaş’tan, Sarıyer istikametine doğru sahil yolundan ilerlemeniz gerekiyor. Hafta sonu burada hem gezi, hem de otopark alanları son derece kalabalık oluyor. Bu nedenle koruluk alana kadar araçla gidebileceğiniz gibi sahil kenarındaki otoparkları da değerlendirmek isteyebilirsiniz.
6) Gülhane Parkı
Nazım Hikmet’in meşhur Ceviz Ağacı şiirini yerinde hissetmek isteyenleri, Gülhane Parkı her daim bekliyor.
Fatih ilçesinde yer alan ve tarihi 1912 yılına kadar dayanan park, Atatürk’ün dikilen ilk heykeline ev sahipliği yaptığı için de ayrıca önem taşıyor. Burası yerli ve yabancı turistler için; Fatih’te bulunan onca gezi noktası arasında bir nefes alıp dinlenme yeri gibi. Parkın yakın çevresinde Topkapı Sarayı, Saray Burnu ve Alay Köşkü gibi İstanbul’un tarihi yerleri var.
Turistik önemi nedeniyle Gülhane Parkı’nın şehrin en bakımlı parkı olduğunu söylemek de hata olmaz .
7) Büyükada
Büyükada Toplamda 9 adadan oluşan ve Prens Adaları olarak anılan ada topluluğu, İstanbullular için “kaçış” kelimesinin sözlük karşılığı olarak düşünülebilir. Turistik durumdaki dört adanın en büyüğü olan Büyükada ise; Aya Yorgi Kilisesi, Rum Yetimhanesi, Reşat Nuri Güntekin’in Evi gibi çok sayıda çekim noktasına sahip.
Buraya günübirlik seyahat edebileceğiniz gibi, adanın nostalji kokan evlerinde konaklamayı da tercih edebilirsiniz. Yaz döneminde burası denize girmek isteyen şehir insanları ile de dolup taşıyor.
Büyükada gezilecek yerler açısından oldukça zengin bir ada! Lakin hayvan hakları ihlali yapmamak için adayı gezerken faytonları kullanmamanızı öneriyoruz!
8) Burgazada
Prens Adaları’nın üçüncü en büyüğü olarak Marmara Denizi’nde yer alan Burgazada’yı gösterebiliriz. Burası yazın nüfusunu neredeyse ona katlayan, kışın ise yalnızca bin kişi civarında bir nüfusa hizmet eden sessiz sakin bir yer.
Burgazada’da görebilecekleriniz arasında Aya Yani Kalesi, Aya Yorgi Garibi Manastırı ve Hristos Manastırı var. Turizm açısından görmeniz gereken yerlerden biri olan Burgazada’yı sizler de İstanbul gezilecek yerler listenize eklemelisiniz.
Kınalıada ile Heybeliada’nın arasında konumlanan adaya Kadıköy’den hareket eden şehir hatları vapurları ile ulaşmanız mümkün.
9) Kınalıada
Prens Adaları içerisinde İstanbul’a en yakın olan adayı Kınalıada olarak belirtebiliriz. Bu ada, turistik olan dört ada içinde aynı zamanda en küçüğü.
Kınalıada’da görülecek yerler arasında diğer adalarda da olduğu gibi plajlar, manastırlar ve kiliseler var. Adada şirin butik otellerde ya da pansiyonlarda konaklayabilir ve akşam yemeğinde deniz mahsullerinin tadına bakabilirsiniz.
İstanbul Şehir Hatları’nın yanı sıra; Deniz Otobüsleri ve Turyol firması da buraya seferler düzenliyor. Seferlerin hafta içi, hafta sonu, yaz ya da kış dönemi olmak üzere değiştiğini de aklınızda bulundurmalısınız.
10) Heybeliada
İstanbul’a bağlı adalar içinde, Büyükada’dan sonra en büyük ikinci ada olarak Heybeliada’yı gösterebiliriz. Prens Adaları’ndaki en yeşil ada unvanına sahip olan Heybeliada, aynı zamanda gidiş-geliş trafiğinin en yoğun olduğu ikinci adadır.
Eskiden Yunancada bakır anlamına gelen ‘Halki’ adıyla anılan Heybeliada, en yükseği 140 metreye yaklaşan dört tepeden oluşuyor. Aya Yorgi Uçurum Manastırı, Heybeliada Deniz Lisesi ve Bet Yaakov Sinagogu burası için mutlaka not almanız gereken Heybeliada gezi noktaları arasında başı çekiyor.
Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer alan ada için şehrin her iki yakasından kalkan deniz ulaşım araçlarını kullanma şansınız var. Beşiktaş ile Adalar arasında çalışan İDO seferleri bunlardan biri. Konumunuza göre Eminönü-Kadıköy-Adalar, Bostancı-Adalar ve Beşiktaş-Heybeliada-Büyükada arasında çalışan diğer hatları da değerlendirmek isteyebilirsiniz.
11) Sedef Adası
Prens Adaları içinde butik bir ada olarak Sedef Adası’nı işaret edebiliriz. Burası diğer adalardan farklı sayılıyor; çünkü büyük çoğunluğu özel mülkiyete ait. Ayrıca fayton ya da bisiklet hayalleri de kurmamalısınız. Adaya ancak iki işletmeden birinde rezervasyon yaptırarak kaliteli vakit geçirebiliyorsunuz.
Sedef Adası’na gitmelisiniz; zira bu yemyeşil güzelliği ve masmavi denizi görme fırsatını kaçıracaksınız! İstanbul’da şehrin hengamesinden uzaklaşıp, nefes aldığınızı yeniden hissetmek için Sedef Adası’nda güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz.
Burada düğün, davet ya da organizasyon düzenleme şansınız da var. Kartal ve Bostancı’dan kalkan vapurlar adaya ulaşımınızı sağlamaya yardımcı olabilir.
12) Rahmi M. Koç Müzesi
İstanbul’un Hasköy semtinde, Haliç’in kıyısında yer alan Rahmi M. Koç Müzesi, iş adamı Rahmi Koç’un desteği ile açılmış bir sanayi müzesidir. Türkiye’de sanayi, ulaşım, endüstri ve iletişim tarihine adanmış ilk müze olan Koç Müzesi’nde, sergilerden konserlere kadar birçok etkinlik düzenleniyor.
İstanbul’a kadar gelip de Rahmi M. Koç Müzesi’ni görmeden dönmek olmaz! Bu kültür varlığı altın harflerle yer alıyor. Müze koleksiyonuna dahil olanlar arasında Atatürk’ün özel eşyalarının yer aldığı Atatürk Bölümü, Bilimsel Aletler, İletişim Araçları, Demir Yolu Ulaşımı, Kara Yolu Ulaşımı, Havacılık, Denizcilik, Yaşayan Geçmiş, Özel Koleksiyonlar, Makineler, Modeller ve Oyuncaklar var.
Her yaştan insanın farklı ilgi alanlarına hitap eden Rahmi M. Koç Müzesi, herkesin ortak paydada buluşmasını sağlıyor. Okullarla işbirliği içinde olan müzede, çocuklara özel etkinliklere de imza atılıyor.
13) Sakıp Sabancı Müzesi
Adını hayırsever iş adamı Sakıp Sabancı’dan alan müze, nefes kesen bir kalıcı koleksiyona sahip olduğu gibi, birbirinden kıymetli sanatçıların geçici sergilerini de bir müddet ağırlıyor. Dolayısıyla yolunuz İstanbul’a düşmeden önce Sakıp Sabancı Müzesi programına göz atmak isteyebilirsiniz.
Abidin Dino arşivi, Resim Koleksiyonu, Emirgan Arşivi, At Heykelleri, Mobilya ve Dekoratif Eserler Koleksiyonu, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu arasında gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız!
Müzeye ulaşım için Emirgan İskelesi ile Kanlıca, Kandilli, Anadoluhisarı, Bebek, Çengelköy, Arnavutköy gibi semtler arasındaki deniz seferlerinden faydalanabilirsiniz.
14) Pera Müzesi
Özel bir müze olan Pera Müzesi, İstanbul’un Tepebaşı semtinde yer alıyor. 2005 yılından bu yana İstanbul’da görülecek yerler listelerini süsleyen Pera Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından şehre hediye edilen bir eser.
Tarihi 1893 yılına dayanan Bristol Otel binasında yerleşik durumda bulunan müze; kuruluşundan bu yana ağırladığı geçici sergiler ve kalıcı koleksiyon ile şehrin medeniyet seviyesini de yukarı taşıyor.
Oryantalist Resim Koleksiyonu, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu, Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu ve Fotoğraf Koleksiyonu Pera Müzesi’nde her daim görebileceğiniz güzellikler arasında sayılabilir.
15) Madame Tussauds İstanbul Müzesi
Bal mumu heykel denildiğinde dünya çapında bir marka olan Madame Tussauds müzelerinin Türkiye bacağı İstanbul’da yer alıyor.
Fatih Sultan Mehmet, Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk tarihine yön veren liderler ya da Madonna, Beyonce, Lady Gaga, Mazhar Alanson, Müslüm Gürses gibi unutulmaz yıldızlar, müze kapsamında balmumu heykelleri ile selamlanabilir.
İstiklal Caddesi’nde yer alan Madame Tussauds İstanbul Müzesi’nde hayran olduğunuz ünlüleri gerçeğinden ayırt edemeyeceksiniz!
16) Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi
1980 yılında hizmete açılan Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, Büyükdere Sarıyer adresindeki eski Azaryan Yalısı’nda konumlanan bir müze.
Sadberk Koç’un kişisel koleksiyonunu görebileceğiniz müzede aynı zamanda geçici sergilere de yer veriliyor. Kalıcı koleksiyon Arkeoloji Bölümü ve Türk İslam Eserleri Bölümü olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendirilebilir.
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde çocukları tarihle ve sanatla tanıştırmak adına hafta içi okul gruplarıyla da etkinlikler düzenleniyor.
17) Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk okurlarının yakından tanıdığı Masumiyet Müzesi romanından ilham alan müze, 2012 yılından bu yana İstanbul’un Beyoğlu semtinde hizmet veriyor. 17 Mayıs 2014’te Avrupa Yılın Müzesi Ödülü’nü alan Masumiyet Müzesi, oldukça farklı bir ambiyansa sahip.
2008 yılında yayımlanan kitap ile birlikte tasarlanan müzenin 1950 yılından 2000’e uzanan bir İstanbul hikayesini konu aldığını söyleyebiliriz. Burayı görmek için kitabı okumuş olmanız da şart değil; ne de olsa eski İstanbul taksilerinden yalı kültürüne kadar İstanbul’u bu derece detaylı biçimde önünüze seren bir yapı her şekilde dikkatinizi çekecektir.
Masumiyet Müzesi’ne gitmeden evvel kitabı okumanızı yine de tavsiye ediyoruz. Böylece gezinizi daha anlamlı bir hale getirebilirsiniz. Zira bu kitabı bir çırpıda okuyup bitireceğinizden eminiz!
18) İstanbul Deniz Müzesi
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı; tarihi 1897 yılına dayanan köklü bir oluşumdur.
Müze koleksiyonunu; Atatürk’e Ait Eşyalar, Tarihi Kayıklar, Ahşap Eserler, Metal Eserler, Tekstil-Dokuma Eserler, Kağıt Eserler, Taş Eserler ve Plastik Sanat Eserleri olmak üzere sınıflandırmak mümkün. Müzenin ayrıca son derece güçlü bir arşivi ve kütüphanesi de mevcut.
İstanbul Deniz Müzesi, 2013 yılından bu yana, ziyaretçilerini Beşiktaş’ta ağırlıyor.
19) Galata Mevlevihanesi Müzesi
1975 yılından bu yana müze olarak ziyaret edilebilen ve Beyoğlu’nda yer alan Galata Mevlevihanesi, özellikle maneviyat yolculuğuna ilgi duyanlar için İstanbul’da görülmesi gereken arasında olmazsa olmaz bir adres.
El yazması eserler, türbeler, geniş kapsamlı bir kütüphane, şeyhlerin ve neyzenlerin öyküleri müze kapsamında görebilecekleriniz arasında. Şeb-i Arus gibi yılın özel dönemlerinde Galata Mevlevihanesi Müzesi’nde sema törenleri eşliğinde çok daha keyifli bir geziyi tamamlayabilirsiniz.
Diğer adıyla Kulekapı Mevlevihanesi olan bu müzeye giderek hem sema gösterilerinin hem de Beyoğlu’nun keyfini çıkarabilirsiniz.
20) Miniatürk
Sahip olduğu masalsı atmosfer ile birkaç adım öne çıkan Miniatürk; tek bir şehri ziyaret ederek tüm Türkiye’deki kültür varlıklarını yakından incelemenize olanak sağlıyor. Burada minyatür biçimde yer alan yapılar arasında Selimiye Camii, Anıtkabir, Sümela Manastırı, Safranbolu Evleri ya da Mardin Taş Evleri gibi Anadolu’dan sayısız eser var. Miniatürk’te ayrıca Taksim Cumhuriyet Anıtı, Aya İrini Kilisesi, Alman Çeşmesi, Mısır Dikilitaşı ve Topkapı Sarayı gibi menşei İstanbul olan tarihi eser ve yerleri ile de karşılaşabiliyorsunuz.
Son olarak; yurt dışından da Mostar Köprüsü ve Atatürk’ün Selanik’teki Evi gibi Türkiye için önemli olan mimari yapıların minik hallerini Miniatürk’te ziyaret edilebileceğini hatırlatalım.
21) Beyoğlu Sanat Galerisi
Beyoğlu Sanat Galerisi, hem sanat etkinliklerinin sayısı hem de sanatçıların uğrak noktası olmak bakımından İstanbul’un kalbi sayılabilir.
Başkanlık Binası Sergi Salonu olarak da anılan Beyoğlu Belediyesi’ne ait sanat galerisinde; hem güncel sergiler hem de kalıcı sergiler her an ziyaret edilebilirsiniz.
Uluslararası anlamda birçok sergiye ve konferansa ev sahipliği yapan Beyoğlu Sanat Galerisi, İstanbul’un gezilecek yerleri listesine eklenmeli!
22) İstanbul Modern
İstanbul Modern Sanat Müzesi, kısa adıyla İstanbul Modern, modern sanat ile ilgilenenlere hitap eden bir sanat merkezi olarak Beyoğlu’nda yer alıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Eczacıbaşı ailesinin iş birliğiyle kurulan İstanbul Modern, 2004’ten bu yana, her yıl etkisini daha da arttırarak hizmet vermeye devam ediyor.
Müzede çağdaş sanat eserlerinin görücüye çıktığı sergilerin dışında kütüphane gibi alanlar, film gösterimleri, tiyatro oyunları, konferans ve söyleşi gibi etkinlikler de düzenleniyor. Türkiye’nin metropolünün modernist sanat kültürünü yakından görmek için İstanbul Modern’e mutlaka gitmenizi öneriyoruz.
İstanbul Modern için gelecekte Karaköy’e taşınma durumu var; ancak şu an için Asmalımescit’teki tarihi mekanda yer alıyor.
23) İstiklal Caddesi
Türkiye’nin en ünlü caddelerinden biri olan 1,4 km uzunluğundaki İstiklal Caddesi, İstanbul’un Beyoğlu semtinde, Tünel ile Taksim Meydanı arasında bulunuyor. 19. yüzyıldan beri İstanbul’un sembollerinden biri olarak varlığını devam ettiren İstiklal Caddesi, kafelerden restoranlara, barlardan gösteri merkezlerine, mağazalardan sinema salonlarına kadar birçok etkinlik alanını içinde barındırıyor.
İstanbul’un çekim noktaları bir bir burada ve ara sokaklarında konumlandığı için; İstanbul geziniz boyunca İstiklal Caddesi’ni es geçmeniz pek de mümkün değil. Yine de bir İstanbul gezisinin en az bir saatini tarihi tramvay manzaralı caddede geçirmeyi ihmal etmeyin. Gece hayatı, alışveriş mekanları ve yeme içme ihtiyaçlarınızın tamamını her gün binlerce kişinin gelip geçtiği İstiklal Caddesi’nde karşılayabilirsiniz.
İstiklal Caddesi’nin meşhur ıslak hamburgerinin tadına bakmayı ve taksim meydanında güzel bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın!
24) Eminönü
16. yüzyılda inşa edilen Rüstem Paşa Camii ve Süleymaniye Camisi’yle çevrelenen Eminönü, İstanbul’un ve aynı zamanda Türkiye’nin en ünlü semtlerinden biridir. Eminönü, İstanbul’un Tarihi yarımada bölgesinde, Haliç’in batısında yer alıyor. Şehrin tarihi çekirdeği olan ‘sur’ içinde yer alan Eminönü, sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginliklerle turizm açısından önemli bir cazibe merkezidir.
Balık ekmek yemek için İstanbul’da yolunuzu Eminönü tarafına düşürmelisiniz. Sandallarda pişirilen balıkların satışa sunulduğu bölgede enfes de bir deniz manzarası mevcut. Eminönü’ne kadar gelmişken meşhur Mısır Çarşısı’ndan alışveriş yapmayı da ihmal etmemelisiniz. Günün her saati yerli-yabancı sayısız turistle dolup taşan Eminönü, aynı zamanda önemli bir limandır. Bursa ve Balıkesir (Bandırma) gibi şehirlere seferler düzenleyen İDO ve BUDO feribotları buradan hareket eder. Simit, kestane kebap, mısır ve sandviç gibi sokak yiyecekleri satan seyyar esnaflarla dolu Eminönü’nde sıcacık bir çay ile simit keyfi yapmayı ve buralara kadar gelmişken İstanbul manzarasına karşı bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın!
25) Bebek Sahili
İstanbul gezilecek yerler listesine mutlaka eklenmesi geren Bebek Sahili, Boğaziçi’nin Avrupa yakasında Rumeli Hisarı ile Arnavutköy arasında yer alıyor. İstanbul’un en lüks semtlerinden biri olan Bebek ve sahili restoran, kafe ve barlarla doludur. Bebek Parkı’yla da bilinen bu sahil, İstanbul gece hayatının hareketli noktalarından biridir.
Şehirde üç beş tur atmak istiyorsanız nereye gitmeniz gerektiğini biliyorsunuz. Bebek sahili, kahvenizi alıp yerleşebileceğiniz en ferah ve en popüler noktalardan biri. Burada hafta sonu her an yürüyüş yapmakta olan ünlü isimlerle karşılaşabilirsiniz. Hafta içi akşam saatlerinde de Bebek’te mekanlar günün yorgunluğunu atmak isteyen nezih kitleler ile dolup taşıyor.
Bebek Sahili’nin muhteşem manzarasına hayran kalacağınızdan eminiz. Tabi bu manzara güzel bir fotoğrafı hakediyor! Bunun yanı sıra İstanbul seyahatinizi Haziran ayına denk getirerek, her yıl Bebekliler Derneği tarafından düzenlenen Bebek Şenliği’ne katılabilirsiniz.
26) Büyük Çamlıca Tepesi
Denizden 268 m yüksekte yer alan Büyük Çamlıca Tepesi, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yer alan ve geçmişi çok eskilere dayanan meşhur bir seyir noktasıdır.
İstanbul siluetinin muazzam manzarasını seyredebileceğiniz yüksek bir tepe olan Büyük Çamlıca Tepesi, turizm açısından şehrin en popüler yerlerinden biridir. Çamlıca, Yedi tepe İstanbul’un en güzel tepelerinden biri olarak, tertemiz havası ve yemyeşil doğal alanıyla meşhurdur. Nurbaba Tekkesi (Bektaşi) gibi yapılara ev sahipliği yapan tepe, yapımına 29 Mart 2013’te başlanan ve 3 Mayıs 2019’da açılışı yapılan Büyük Çamlıca Camisi ile ününe ün katmıştır. cumhuriyet tarihinin en büyük camisi olan büyük Çamlıca Cami, 6 minareden oluşup; 63 bin kişi kapasiteye sahiptir.
Çamlıca Tepesi’ni İstanbul gezilecek yerler listenize mutlaka ekleyin ve sıcak bir tavşankanı çay söyleyip, yedi tepe İstanbul’un manzarasının keyfini çıkarın. Ayrıca gelmişken Büyük Çamlıca Camisi’nin Osmanlı dönemini yansıtan Neo-klasik mimarisini görmeden dönmeyin!
27) Pierre Loti Tepesi
İstanbul’un en meşhur tepesi olan Pierre Loti, Eyüp ilçesinde, denizden 55 m yükseklikte konumlanmış, Haliç’e nazır, oldukça güzel bir tepedir. Adını Fransız yazar Pierre Loti’den alan tepede aynı isimle bir de kahve bulunuyor. İstanbul’un simgesel yapılarından biri olan Pierre Loti tepesine gelenler, genellikle bu kahvede çay-kahve içip, manzaranın tadını çıkarıyor.
Eyüp semtini ve meşhur Eyüp Sultan Camii’ni kuş bakışı izlemek ve çayınızı manzaraya karşı yudumlamak isterseniz sizi Pierre Loti Tepesi’ne alalım. Burası İstanbul’da panoramik manzara denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri. Burasının tarihi 18. yüzyıla dayanıyor ve ticaret adamı ve seyyahların İstanbul gezilerinde mutlaka Pierre Loti Tepesi’ne uğradıkları biliniyor.
Pierre Loti Tepesi’ne ulaşmak için Eyüp-Piyerloti teleferiğini tercih etmelisiniz. Turistik bir ulaşım aracı olan teleferik, hafta içi 08.00-22.00 saatleri arasında yoğun zamanlarda ise 5 dakikada bir hizmet veriyor.
28) Dragos Tepesi
Marmara Denizi’nin enfes manzarasına karşı kuş bakışı İstanbul keyfi yapmak isteyenler için Anadolu Yakası’ndaki Kartal ilçesine bağlı Dragos Tepesi var.
Buradaki sosyal tesisler İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletiliyor. Hem Marmara Denizi’ndeki adaları berrak bir biçimde izlemek hem de kahvaltı, öğle yemeği ya da akşam yemeği seçeneklerinden birini keyifle değerlendirmek isterseniz; yolunuzu Dragos Tepesi’ne düşürebilirsiniz.
Dragos sosyal Tesisleri’ne hafta sonu gitmeniz halinde kalabalık ve cıvıl cıvıl bir ortamla karşılaşacaksınız!
29) Sapphire Seyir Terası
261 metre anten yüksekliğiyle, Shard London Bridge’den sonra Avrupa’da en yüksek 17. bina olan Sapphire, İstanbul’un Kağıthane ilçesinde yer alıyor. İstanbul’un çoğu noktasından görülebilen binanın en meşhur yeri kuşkusuz seyir terasıdır.
236 metre yükseklikteki Sapphire Seyir Terası, 360 derecelik İstanbul manzarasıyla, İstanbul gezilecek yerler listesine kesinlikle eklenmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sapphire Seyir Terası, Son yıllarda tüm bu özellikleriyle İstanbul’daki seyir tepeleri ve terasları arasında oldukça popüler! Seyir Terası, 66 katlı binanın 54. katında yer alıyor. burada ayrıca İstanbul manzarası eşliğinde yemek yiyebileceğiniz Vista Cafe & Restaurant, özel etkinliklerin düzenlendiği Davet & Organizasyon Salonu ve Showtime Pictures olarak adlandırılan bir fotoğraf çekim alanı bulunuyor.
İstanbul gezinizde paraya kıyıp Sapphire Seyir Terası’nda hizmet veren SkyRide 4D Simülasyon’a katılmak isteyebilirsin. Zira simülasyonda seyir terasında gördüğünüz tüm manzaralara yaklaşma ve onları hissetme şansı tanıyor. Seyir Terası’ndan hareket eden helikopter simülasyonuyla Kız Kulesi, Yere Batan Sarnıcı, Topkapı Sarayı ve Ayasofya gibi birçok simgesel yapıyı yakından görebiliyorsunuz. SkyRide 4D Simülasyon haftanın yedi günü 10.00 – 22.00 saatleri arasında hizmet veriyor.
30) Yuşa Tepesi
Denizden 201 m yükseklikte konumlanmış olan Yuşa Tepesi, İstanbul’un Beykoz ilçesinde, Anadolu Kavağı mevkiinde bulunan turistik bir tepedir. Tepenin bir diğer önemi ise Hz. Yuşa Türbesi’ne ev sahipliği yapmasından kaynaklanıyor.
Tüm şehrin manzarasını buradan görmek pek mümkün olmasa da Yuşa Tepesi İstanbul’u seyredebileceğiniz güzel tepelerden biridir. Hz. Yuşa türbesi nedeniyle yoğun bir ziyaretçi trafiğine sahip olan tepenin kuzeyinde Beykoz’un tarihi yerlerinden biri olan Yoros Kalesi yer alıyor. Dolayısıyla Yuşa Tepesi’ne gelenler bu yapıları da görme şansı elde ediyor.
Yuşa Tepesi’ne sabah erkenden gidip, Yoros Kalesi’nin hemen altında İstanbul’daki doğal kahvaltı mekanlarından ‘Yoros Cafe’de mükellef bir kahvaltının tadını çıkarabilirsiniz.
31) Anadolu Hisarı (Güzelcehisar)
İstanbul Boğazı’nın Asya kıtasındaki kıyılarında konumlanan Anadolu Hisarı; 1395 yılında Sultan Beyazıt tarafından inşa ettirilen bir tarihi eser. Göksu Deresi’nin denizle buluştuğu yere ve boğazın en dar noktasına, 660 metrelik mesafede bulunan noktaya yapılan hisar, bulunduğu semte de adını veriyor. Hisar, 7.000 metrekarelik bir alanda inşa edilmiştir. Surların kalınlığı ise 2,5 metreyi bulmaktadır. Osmanlı Dönemi’nde Gözlücehisar olarak da anılan, küçük bir kale ve surlardan oluşan yapı; boğazdaki transit geçişleri kontrol altına almak amacıyla Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak hayata geçirilmiş. Beykoz ilçesinde yer alan Anadolu Hisarı’na, Kadıköy ya da Üsküdar iskelelerinden kalkan dolmuşlar aracılığıyla ulaşmanız mümkün.
İstanbul’un tarihi hakkında çok önemli bir ziyaret noktası olan Anadolu Hisarı, günümüzde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Bölgede bulunan pek çok cafe ve restaurant ise burada zaman geçirmeyi çok daha keyifli bir hale getirmektedir.
32) Rumeli Hisarı
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul’un dört bir köşesi derin, köklü ve zengin bir tarihle bezenmiştir. Her sokakta her caddede tarihi atmosferi teneffüs edip, derinden hissedebileceğiniz İstanbul tarihi yerler listesi epeyce uzun…
Topkapı Sarayı’ndan Ayasofya’ya, Yerebatan Sarnıcı’ndan Sultanahmet Camii’ne, Anadolu Hisarı’ndan, Kız Kulesi’ne kadar daha birçok değerli yapıyla çeşitlendirebileceğimiz İstanbul’un tarihi yerleri hakkında detaylı bilgi göz atabilirsiniz, Zira İstanbul’un turistik yerleri ve yapılarının birçoğunu, yılların eskitemediği mimari yapılar ve tarihi eserler oluşturuyor.
Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunan Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı’nın tam karşısına konuşlandırılarak İstanbul’un savunmasında büyük görevler üstlenmiş önemli bir yapıdır. Yapımı, İstanbul’un Fethi’nden hemen önce Fatih Sultan Mehmet tarafından emredilmiştir. 15 Nisan 1452 senesinde yapımına başlanan hisarın 139 günde tamamlandığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Hisarın yapımında 1.000’in üzerinde işçi ve ustanın çalıştığı belirtilmektedir. Yapı, Kulle-i Cedide, Yenice Hisar, Boğazkesen Hisarı gibi çeşitli isimlerle de anılmaktadır. 1509 senesinde meydana gelen deprem ve 1746’daki yangın nedeniyle büyük zararlar gören hisar, III. Selim döneminde onarılmıştır.
Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarpeçe Kapısı ve Sel Kapısı isminde 4 ana kapıya sahip olan hisarın, bir de Mezarlık Kapısı isminde yedek kapısı bulunmaktadır. Hisar, 60.000 metrekarelik bir alanda inşa edilmiştir ve şehre kuzeyden gelebilecek saldırıların önlenmesinde kilit rol oynamıştır.
İstanbul’un fethedilmesin büyük katkılar sunan hisar, günümüzde İstanbul’un simge yapılarından biri olarak kabul edildiğinden, şehre gelenler için İstanbul’un mutlaka görülmesi gereken tarihi yerleri arasında bulunmaktadır.
Rumeli Hisarı, günümüzde çok farklı sanatsal etkinliklere, konserlere ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle yaz aylarında gerçekleştirilen bu etkinlikler oldukça keyifli geçmektedir. Eğer bu sanatsal etkinliklerden birine denk gelirseniz ziyaretinizi daha keyifli bir hale getirebilirsiniz.
33) Yedikule Hisarı ve Zindanları
413-439 yılları arasında II. Teodisios tarafından yaptırılan Yedikule Hisarı ve Zindanları, günümüzde İstanbul’un simgesel tarihi noktaları arasında bulunmaktadır. Yapı geçmişte hem devlet hazinelerini saklamak hem de çeşitli sebeplerden mahkum edilen kişileri hapsetmek için kullanılmıştır. Hatta II. Osman da bu zindanlarda mahkum edilmiştir.
Hisarın ismi ise sahip olduğu 7 kuleden gelmektedir. Bu kulelerin 4 tanesi Bizans döneminde, 3 tanesi ise Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Kulelerin isimleri ise Genç Osman, Cephanelik, 3. Ahmet, Hazine, Zindan, Top ve Bayrak Kulesi isimleriyle anılmaktadır.
Adeta bir açık hava müzesi olan Yedikule Hisarı ve Zindanları ile tarihin küf tutmuş soğuk yüzüyle de yüzleşme fırsatına sahip olacaksınız.
Yedikule Zindanları günümüzde çeşitli konser etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu etkinliklere dahil olarak bu tarihi noktanın etkileyici ambiyansını daha iyi hissedebilirsiniz.
Efsanesi! Zindanlarda geçmişte Paganların da tutsak edildiği ve işkenceye maruz kaldığı da belirtilmektedir. Paganlar her ne kadar işkenceye karşı kendilerini eğitmiş olsa da artan işkencelere dayanamayan bir Pagan’ın Latince bağırarak zindanlarda ölen insanların ruhunun burada hapsolmasını ve Mesihle beraber uyanarak işkence yapanlardan hesap sormasını istediği rivayet edilmektedir ve ara sıra zindanlardan Latince haykırışlar duyulduğu söylenmektedir.
34) Yoros ve İmros Kaleleri
Karadeniz ve Boğaz’ın birleştiği noktada karşılıklı olarak inşa edilen Yoros ve İmros Kaleleri, askeri ve ticari amaçla kullanılmıştır. Bizanslıların elindeki kaleler, Doğu Roma’nın güçsüz olduğu zamanda Cenevizlilerin de himayesinde kalmıştır. Kaleler, 14. yüzyılda Osmanlılar tarafından da fethedilmiştir.
Yoros Kalesi, sahip olduğu özellikler neticesinde 2013 yılında UNESCO Geçici Listesi’ne de dahil edilerek, ne kadar önemli ve tarihi bir yapı olduğunu kanıtlamıştır. Kaleler aynı zamanda manzarası ile de ziyaretçilerini kendine hayran bırakmaktadır. Yoros Cafe, bölgeyi ziyaret edenlere muhteşem manzara eşliğinde kahvaltı yapma olanağı da sunmaktadır.
35) Garipçe Kalesi
Garipçe sırtlarında bulunan Garipçe Kalesi, Osmanlı döneminden kalma, unutulmaya yüz tutmuş kalelerden biridir. Sultan III. Mustafa dönemine uzanan kalenin yapım tarihinin ise 1757-1774 yılı olduğu düşünülüyor. Kale bir süre boyunca TSK tarafından da kullanılmıştır.
Garipçe Kalesi, Karadeniz’in keskin sırtlarını görmek için bulunmaz bir fırsat. Burası her ne kadar ürkütücü olsa da mimari dehası ile görenlerin nefesini kesmeyi başarıyor.
Garipçe Kalesi’ne uğramak için geleceğiniz Garipçe Köyü mutlaka zaman geçirilmesi gereken İstanbul’un şirin duraklarından biridir. Eğer vaktiniz bol ise köydeki balıkçılarda balık ziyafeti çekmeyi de ihmal etmeyin.
36) Riva Kalesi
Beykoz’daki Riva Deresi’nin Karadeniz’le buluştuğu nokta Riva Kalesi’ne ev sahipliği yapıyor. Osmanlı’nın Yoros Kalesi ile eş zamanlı ele geçirdiği kalenin inşa tarihi ile ilgili net bir bilgiye ulaşılamıyor. Kale, Osmanlı döneminde “Revan Kalesi” olarak anılmıştır. Kaleye ait 2 burç bulunmasına karşın burçlardan biri ne yazık ki yıkılmıştır.
Şu anda kendi haline bırakılmış olsa da İstanbul’daki gezinizin Riva ayağında tarihi açıdan önemli olan bu kale mutlaka ziyaret edilmeli diye düşünüyoruz.
Riva’ya kadar gelmişken; İstanbul’da denize girilebilecek en güzel yerlerden olan Riva Plajı’ndan da faydalanabilirsiniz.
37) Ocaklı Ada Kalesi
Şile Kalesi olarak da anılan Ocaklı Kale, İstanbul’un Şile ilçesinde Cenevizlilerden kalan kültür varlıklarından biri. 12 metre yüksekliğindeki kale beyaz renkli kireç taşlarından oluşuyor. Tarih boyunca hem Bizanslılar hem de Osmanlılar tarafından bakım ve onarım gören kaleyi görmeyi, Şile’ye düzenlediğiniz bir deniz gezisi ile birlikte organize edebilirsiniz.
Yaklaşık 2.000 yıllık bir tarihe sahip olan kalenin, son yıllarda gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları ise tartışmalara neden oldu. Kalenin, bir çizgi film karakterine benzediği iddia edilmektedir.
Şile’ye gelenler için yakınlarına gidilmese bile sahil kenarından, uzaktan görülmesi gereken yapı, denizin ortasındaki etkileyici görünümü ile dikkat çekiyor.
Şehrin bu bölümünde kahvaltı için de tercih edebileceğiniz doğal seçenekler var ve güzel hafta sonu geçirmek için bu seçenekleri değerlendirebilirsiniz.
38) Galata Kulesi
Türkiye’nin tarihi Turistik yerleri ve İstanbul’un tarihi yerleri denildiğinde ilk akla gelen yapılardan biri, şehrin tanıtımında da büyük öneme sahip olan Galata Kulesi. Kule, 528 yıl